Portakal Reçeli..
Vakti de geçti ama genede paylaşmak istedim .Bu reçelin tarifi çeşitlilik geösteriyorr.kafama en yatan tarifi denedim.Her tarife güven olmayacağını acı bir tecrübeyle öğrenmiş oldum.Geçen yıl armut reçeli yapayım dedim.tarifte içine su koyuluyorsa fazlasıyla.tabii benimki reçelden çok çorbaya benzemişti ayrı:)tabi atmadım kurabiyelerde kullandım.Kafaya bişeyi koyunca onu tutturana kadar denerim .En sonunda kilolarca reçel denememin ardından tuttu:)(Okadar uğraştımki evi karınca basmıştı:)
Tarifim
6 adet portakal
5 su bardağı toz şeker
yarım limon
Yapılışı:
Portakalları tam tamına 10 kez haşlayıp süzüyoruz.Neden derseniz portakal kabuğunun altındaki beyaz kısım baya acı tat verdiği için ,o acılığı alıyoruz.Süzme işlemi bitince önce yatay sora dikey dilimlerle minik karelelere bölüyoruz .Hepsini ocağa alıp şekeride eklyip 30 yada 40 dk orta ateşte kaynatıp limonunu sıkıp kapıyoruzz...
Afiyetler Olsunn..
15 Haziran 2013 Cumartesi
Severek Yapınca..
Severek yapınca herşey güzell.Hava güneşli ama yakmaz ozaman.yağmur yağar ama ıslatmaz ,rüzgar eser ama üşütmez ozaman..Kar sadece güzelliğini bırakır haşin soğuğunu göstermezz..Hele bi de aşık olunca işte ozaman,mevsimlerden mevsim beğenin,zaten yere basmayan ayaklarınız uçar adeta..takvimlerden koparsınız, umurunuza da gelmez..Herşey sizin için vardır herşey güzell..Kaymaklı dondurmalı kadayıftır anlıyacağın..Bir yanak okşaması gibi yumuşacık..Hep denize bakmak gibi..bide güneş denize batar gibi...
Severek yapınca evlilikte güzel oluyormuş..Bide aşktan kör olan gözleriniz bikaç ay içinde açılmazsaa çok şanslıınız ozamn aşık olduğunuz adam gerçekmiş deyin.cenneti dünyada kucakladınız deyin nederseniz deyin..
Amaaa o güzel tasvirlerin mevsimlerin iklimlerin birde soğuğu var..Herşeyin diğer yarısı olduğu gibi.Hep istediğiniz gibi olmuyor bazenn.Allahım ben bu adamla mı evlendim bile diyorsunuz içten..Düştüğünüz hatamıydı bile bile yaptığınızmıydı...Ama iş işten geçmişti...En karanlık zamanlarda insan hep kendini soguluyor.Kendimden biliyorumm..Zor zamanlar geçirdik evlilikte belki herkes gibi belki değil..Kısacık zamana 3 boşanma raddesi sığdırdık..Aslında kendi aramızda çok sorun yoktu.Belki asıl sorun evlenmeden önce pek konuşulmayan ailelerin evlendikten sora kıymete binmesiydi.İkimizde aynı hataları yaptık.Bi baktık ki sırtlaımız birbirine dönük arada ise bi bebek..
Zaman geçiyor sonra duruluyorsunuz uzaktan bakınca daha başka görüyorsunuz.Hiç hata kabul etmezken çok yanlış yapmışım bile diyorsunuz..Tekrar sevdiniğiniz adamı görmeye başlıyorsunuz..Tekrar seviyorsunuz ..
Anlıyacağınız bata çıka gidiyorsunuz ama çıkmaların hatrına batmaları görmüyorsunuz..İnsan sevince gitmeye razı oluyor.Severek yapınca da 3 çıkıp bi batsanızda 1 yanlış 3 doğruyu götürmüyor sonuçta..
Severek yapınca herşey güzell.Hava güneşli ama yakmaz ozaman.yağmur yağar ama ıslatmaz ,rüzgar eser ama üşütmez ozaman..Kar sadece güzelliğini bırakır haşin soğuğunu göstermezz..Hele bi de aşık olunca işte ozaman,mevsimlerden mevsim beğenin,zaten yere basmayan ayaklarınız uçar adeta..takvimlerden koparsınız, umurunuza da gelmez..Herşey sizin için vardır herşey güzell..Kaymaklı dondurmalı kadayıftır anlıyacağın..Bir yanak okşaması gibi yumuşacık..Hep denize bakmak gibi..bide güneş denize batar gibi...
Severek yapınca evlilikte güzel oluyormuş..Bide aşktan kör olan gözleriniz bikaç ay içinde açılmazsaa çok şanslıınız ozamn aşık olduğunuz adam gerçekmiş deyin.cenneti dünyada kucakladınız deyin nederseniz deyin..
Amaaa o güzel tasvirlerin mevsimlerin iklimlerin birde soğuğu var..Herşeyin diğer yarısı olduğu gibi.Hep istediğiniz gibi olmuyor bazenn.Allahım ben bu adamla mı evlendim bile diyorsunuz içten..Düştüğünüz hatamıydı bile bile yaptığınızmıydı...Ama iş işten geçmişti...En karanlık zamanlarda insan hep kendini soguluyor.Kendimden biliyorumm..Zor zamanlar geçirdik evlilikte belki herkes gibi belki değil..Kısacık zamana 3 boşanma raddesi sığdırdık..Aslında kendi aramızda çok sorun yoktu.Belki asıl sorun evlenmeden önce pek konuşulmayan ailelerin evlendikten sora kıymete binmesiydi.İkimizde aynı hataları yaptık.Bi baktık ki sırtlaımız birbirine dönük arada ise bi bebek..
Zaman geçiyor sonra duruluyorsunuz uzaktan bakınca daha başka görüyorsunuz.Hiç hata kabul etmezken çok yanlış yapmışım bile diyorsunuz..Tekrar sevdiniğiniz adamı görmeye başlıyorsunuz..Tekrar seviyorsunuz ..
Anlıyacağınız bata çıka gidiyorsunuz ama çıkmaların hatrına batmaları görmüyorsunuz..İnsan sevince gitmeye razı oluyor.Severek yapınca da 3 çıkıp bi batsanızda 1 yanlış 3 doğruyu götürmüyor sonuçta..
4 Haziran 2013 Salı
Ah Şu Moda..
Şu aralar ekranlarda deli gibi estiriyor.. moda, giyim ,aksesuar, kadınlar, kıyafetlerrr....Sanki o kargaşa her an televizyonun penceresinden evin içine dökülecek,çantalar bi yana elbiseler bi yana..Ha bi de preporsiyon var..prepozisyonun modacasıı..İnsanlar geliyor kimisi yarım porsiyon kimisi tam.Bir zamanlar Acun 'un meşhur "how much" sorusunu modayla birleşitirip içine tam porsiyon sivri dilli bir modacı ,bikaç yarım porsiyon (hatta çeyrek) manken koyunca moda programları oluşmuş oldu.Her geleni baştan aşağı süzüp,ekleme çıkarma yapıp birazda iğneleyerek bazen bıçaklayarak güzel ve kaliteli giyimin sırlarını veriyorlar.Buraya kadar iyi güzel hoşsunuz da ,zaten ince olana çuvalı taksan salınır,ya hafif balık etli yada biraz tombul olanlar ne yapacak.Ha onlara da sırlarınız var,var da hiç finale gideni görmedim.Çıkan insanların fiziksel özelliklerine gözlerinin içine baka baka dalga geçer gibi gülüşleri ya da "sen dağdan mı geldin kardeşim modadan haberin yok"der gibi bakışları yada demeleri..Tamam iyi hoş herkes güzel giyinsin de o kıyafetler insanlar için dikilmiş..İçinde bir insan var, bir ruh hali, bir önem var.Modadan anlıyorsun diye ali kıran baş kesen olmazsın.Her dediğin doğru her yaptığın güzel olamaz."Sen önce git k. na doğru bi don giyin.Konuşmandan erkeğe benzetemedim belki ozaman benzersin" diyecemmm ama bana yakışmaz:)..Hele bi tanesi var gelen zavallılara gülüp gülüp programa ara veriyor.Fiziksel özelliklerinden dolayı birine gülmek insanın haddine düşmez.Çünkü o yaratılmıştır.Yaratma özelliği yoktur."Bukadar gülüyorsun herkese,yaratabiliyorsan kendini baştan yaratta,şu sonradan ekleme bacakların bi kıvama gelsinn"...diyecemmm olmaz bana yakışmaz.İnsana yakışanı yapmak gerekir.İzlerken ara ara keyif de alsak bazen dozunu aşıp haddini bilmez duruma gelmelerine engel değil.Moda ya gelirsekk,bence moda insanın kendine yakışanı giyinmesidir.Giyinebilmek modadır..Paran varsa giyersin anlamına gelmesin.GEçen yıllarda Çin de bir marka, sokaklarda yaşayan bi adamın tarzını konsept olarak almıştı..Çok salaş çok tarzmış:))Bu yazının sonuna şu nacizane sözümü eklemek isterim.."İçi boş küfeyi istediğin renge boya,alıcısı rengine değil içine bakar.." (bu devirde rengine göre alanda çıkar ama eline bişey geçmez).
Şu aralar ekranlarda deli gibi estiriyor.. moda, giyim ,aksesuar, kadınlar, kıyafetlerrr....Sanki o kargaşa her an televizyonun penceresinden evin içine dökülecek,çantalar bi yana elbiseler bi yana..Ha bi de preporsiyon var..prepozisyonun modacasıı..İnsanlar geliyor kimisi yarım porsiyon kimisi tam.Bir zamanlar Acun 'un meşhur "how much" sorusunu modayla birleşitirip içine tam porsiyon sivri dilli bir modacı ,bikaç yarım porsiyon (hatta çeyrek) manken koyunca moda programları oluşmuş oldu.Her geleni baştan aşağı süzüp,ekleme çıkarma yapıp birazda iğneleyerek bazen bıçaklayarak güzel ve kaliteli giyimin sırlarını veriyorlar.Buraya kadar iyi güzel hoşsunuz da ,zaten ince olana çuvalı taksan salınır,ya hafif balık etli yada biraz tombul olanlar ne yapacak.Ha onlara da sırlarınız var,var da hiç finale gideni görmedim.Çıkan insanların fiziksel özelliklerine gözlerinin içine baka baka dalga geçer gibi gülüşleri ya da "sen dağdan mı geldin kardeşim modadan haberin yok"der gibi bakışları yada demeleri..Tamam iyi hoş herkes güzel giyinsin de o kıyafetler insanlar için dikilmiş..İçinde bir insan var, bir ruh hali, bir önem var.Modadan anlıyorsun diye ali kıran baş kesen olmazsın.Her dediğin doğru her yaptığın güzel olamaz."Sen önce git k. na doğru bi don giyin.Konuşmandan erkeğe benzetemedim belki ozaman benzersin" diyecemmm ama bana yakışmaz:)..Hele bi tanesi var gelen zavallılara gülüp gülüp programa ara veriyor.Fiziksel özelliklerinden dolayı birine gülmek insanın haddine düşmez.Çünkü o yaratılmıştır.Yaratma özelliği yoktur."Bukadar gülüyorsun herkese,yaratabiliyorsan kendini baştan yaratta,şu sonradan ekleme bacakların bi kıvama gelsinn"...diyecemmm olmaz bana yakışmaz.İnsana yakışanı yapmak gerekir.İzlerken ara ara keyif de alsak bazen dozunu aşıp haddini bilmez duruma gelmelerine engel değil.Moda ya gelirsekk,bence moda insanın kendine yakışanı giyinmesidir.Giyinebilmek modadır..Paran varsa giyersin anlamına gelmesin.GEçen yıllarda Çin de bir marka, sokaklarda yaşayan bi adamın tarzını konsept olarak almıştı..Çok salaş çok tarzmış:))Bu yazının sonuna şu nacizane sözümü eklemek isterim.."İçi boş küfeyi istediğin renge boya,alıcısı rengine değil içine bakar.." (bu devirde rengine göre alanda çıkar ama eline bişey geçmez).
Kaydol:
Yorumlar (Atom)